21 Temmuz 2010

Pasif Yalancı - VII

Halatlar atıldı aşağıda, henüz halatlar tam bağlanmadan vapurdan sekerek iskeleye atlayanlar da oldu tabii ki. Biz yukarıda oturmaya devam ettik. Kat boşalınca biz de “Haydi inelim artık,” dedik ve dik merdivenlerden alttaki açık bölüme indik. Kenardan tek sıra halinde yürüdük ve gayet güvenli bir şekilde vapurla iskele arasına çekilmiş köprücükten geçtik. İlerlerken Ayça Sinem’le sohbet etmeye başladı. Ne konuştuklarını bilmiyorum ama içimden bir ses beni çekiştirdiklerini söylüyordu. Ali de bana döndü o sırada. Mülayim gülümsemesiyle,

“Bak sen de kaçtın okuldan ilk defa.” dedi. Kültürel bir aktivite yapmayacak olsak kaçmak istemezdim. Ben de böyle böyle küçük yalanlar söylemeye başladım. İlki okulu asmaktı. Başarılı da oldum aslında. Bakın, karşıya geçtim! Hiçbir şüphe çekmeden, abime bile çaktırmadan.

“Nihayet,” dedim, “zinciri kırdım.”

“Rutinlik zincirini… Daha çok kıracaksın, merak etme.”

“Bir de senin gibi günümü gün edecek sevgilim olsa.”

“Zor iş değil, buluruz sana da bir kız.”

“Nereden bulacaksın?”

“Oğlum, Timuçin gibi bir adam var hemen yanı başında. Onu niye hesaba hiç katmıyorsun? Sana yardımı dokunabilir.” Arkamızda yürüyen Timuçin, adını duyunca hemen atıldı:

“Tabii Gökhan, ben ne güne duruyorum? Bu âlemi tanıyorum. Bak tavsiye istersen hiç çekinme.” Bana bozuk değil miydi bu çocuk? Ne oluyor, böyle bir anda yardımsever arkadaş havalarına girdi?

“Hayır, sağ ol, işimi kendim görmek istiyorum.” Bir paket sigaranın hıncını nasıl çıkarabilirdi ki? Beni üzerek mi?

“Benden söylemesi. Sen istediğini yap.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder